Başa Dönün

Facebook Cambridge Analytica Skandalı


Osman Yıldırım 12/09/2019


Facebook Cambridge Analytica Skandalı sonrasında insanlar bu soruyu daha da sık sormaya ve sorgulamaya başladı:

Bizler Ticari Ürünler miyiz?

Kaçınız bir reklam görüp de, konuşmalarınızın mikrofon aracılığı ile dinlendiğini düşündünüz acaba?
Başka nasıl nokta atışı yapabilirler anlayamıyoruz ama her hareketimiz çok doğru biçimde önceden tahmin ediliyor.
Yani garip bir şekilde isabetli olan ve gizlice dinlendiğimizi düşündüren bu reklamlar, hedeflemenin işe yaradığını ve hareketlerimizi öngördüğünü gösteren deliller olabilir.

Belki de internet ile iç içe büyüdüğünüz için bu reklamlar sizi rahatsız etmiyor olabilir; peki ne zaman nahoş bir hal alır?

Her şey bağlantı halinde bir dünya hayali ile başladı. İnsanların deneyimlerini paylaşabileceği ve kendilerini daha az yalnız hissedeceği bir yer olacaktı.
Çok geçmeden bu dünya bizim çöpçatanımız, anlık bilgi kaynağımız, kişisel eğlendiricimiz, anılarımızın koruyucusu ve hatta kişisel terapistimiz oldu.

İnternetteki faaliyetlerimiz sonucu ortaya çıkan verilerin uçup gitmediğini artık biliyoruz ve daha derinlere indiğimizde, bıraktığımız dijital izlerin her yıl trilyonlarca dolar döndüren bir sektörün yapı taşları olduğunu görüyoruz.

Evet! Bizler artık ticari ürünleriz.

Ama bedavaya bağ kurma sevdasının büyüsüne o kadar kapıldık ki, kimse hüküm ve koşulları okumanın zahmetine katlanmıyor. Bütün etkileşimlerimiz, kredi kartı işlemlerimiz, internet denen dijital evrendeki aramalarımız, konumlarımız, beğenilerimiz; hepsi eş zamanlı olarak toplanıyor ve dijital kimliğimize ekleniyor; yani profilleme / dijital fişlemeye maruz kalıyoruz.
Böylece bütün alıcılar, duygusal kimliğimize doğrudan erişebiliyor. Bu bilgi ile donanan alıcılar, dikkatimizi çekmek için yarışıyor. Yalnızca bizim görebileceğimiz, kişiye özel düzenlenmiş içerik akışı ile karşılaşıyoruz. Bu durum, istisnasız herkes için geçerli.

Sevdiğimiz şeyler, korktuğumuz şeyler, dikkatimizi çeken şeyler, sınırlarımız ve bu sınırları aşmak için gereken şeyler. Filtrelenmiş gerçekliğin sonuçlarını tüm dünya 2016 Amerikan seçimlerinde gördü.

Gerçek dünyanın son derece bölünmüş bir enkaza dönüştüğünün farkında mıyız? Peki, bağlantı halinde bir dünya hayali bizleri nasıl olur da paramparça eder?
Verilerimizin olası yanlış kullanımının, çocuklarımızın geleceğini nasıl etkileyeceği konusu, artık biraz aklımızı meşgul etmeli.

Peki, bizi bu korku ile kim, nasıl ve neden besliyor?

Facebook-Cambridge Analytica Veri İhlali Skandalı

Facebook Cambridge Analytica SkandalıKonuyu somut bir şekilde biraz daha derinleştirelim.
Trump'ın başkanlık seçim kampanyasının dijital kolu olan Alamo Projesi doruk noktasındayken, Facebook reklamlarına günde 1 Milyon Dolar harcıyorlardı.
Skandal sonrası Cambridge Analytica adlı şirketin de Alamo Projesi'nde yer aldığını öğrenmiş olduk.
İnsanlara kişiselleştirilmiş mesajlar gönderebilmeniz için, onların kişisel verilerine ulaşmanız gerekir.
Ve Cambridge Analytica, her bir Amerikan seçmeni için elinde 5.000 veri noktası olduğunu iddia ediyordu ama bundan bir iz yoktu.

Burada akla gelen soru şu;

"Görünmeyen bir şeyi, nasıl gözler önüne serersiniz?"

Paul Olivier Dehaye adlı İsviçre'de yaşayan matematikçinin bu konudaki hipotezine göre, Birleşik Devletler'in seçmen verileri, CEO'su tarafından "Dünyanın veri güdümlü iletişim şirketlerinden biri" olarak tanımlanan Cambridge Analytica'nın Birleşik Krallık'taki ana kurumu tarafından işleniyordu.

Bu hipotezden yola çıktığımızda; insanlara kişiselleştirilmiş verilerinden yola çıkarak mesaj gönderen bu kuruluşu, herhangi bir Birleşik Devletler vatandaşı, UK'den bir avukat tutup verilerinin iadesi için zorlayabilir. Bu KVKK vakasına daha derin bir perspektif ile baktığımızda, "Neden veri hakları temel haklar - basit haklar olarak görülmeli?" soru / sonucuna ulaşıyoruz. Öğrenmek istediğimiz şey çok basit; o verilerle ne yapıldığı! Herhangi bir birey şayet kendi profili / profilleri altında toplanıp birleştirilen verilerin ne olduğunu öğrenirse, bu durum canavarın kalbine inme, sistemin içerisini görme, Trump, Facebook, Cambridge Analytica üçgeni arasındaki bağıntıyı somut bir şekilde kurması ile sonuçlanacaktır.

Peki C.A. bu içgörülere nasıl ulaştı?

Çünkü onlar 14 ay boyunca çalıştıkları Ted Cruz kampanyası ile big data (büyük verileri)’yı işleyerek psiko grafikler oluşturmada bayağı bir yol almışlardı. Oluşturdukları ankete yüzbinlerce Amerikan vatandaşının katılmasını sağlayarak, Birleşik Devletler'de yaşayan bütün yetişkinlerin karakterini öngörmek için kullanabilecekleri yaklaşık 4-5.000 veri noktası içeren bir model geliştirmeyi başardılar. Çünkü davranışları belirleyen karakterdir ve onlar davranışların oy verme işlemini etkileyeceğini gayet iyi biliyorlardı. Akabinde hedeflenmiş dijital video içerikleri ile insanları hedef almaya başladılar.

Cambridge Analytica & Facebook Veri İhlali Skandalı

Ve sonuç: Trump kazandı. Bu olaydan çıkarılabilecek sonuçlardan en somut olanı, önümüzdeki yıllarda bu tür teknolojileri kullanmanın fark yaratmaya devam edeceğidir.

Seçim sonrası başarısı yankılanan C.A., hızla milyar dolarlık şirket olma yolunda ilerliyordu, en azından öyle olduklarını zannediyorlardı; sevinçleri çok kısa sürdü. İngiltere'nin Avrupa Birliğinden çıkması yönündeki Brexit kampanyası ile Cambridge Analytica arasındaki bağlantı araştırılmaktaydı.

Tıpkı tam donanımlı bir propaganda makinası olan C.A. yöneticilerine göre Brexit ve Trump kampanyalarındaki başarıları, tüm dünyayı değiştirecek büyük bir dijital devrimin başlangıcıydı.
Burada kullanılan yapay zeka teknolojisi olsa da, aslında insanların verilerini farkında olmadan ne kadar da kolay verdikleri akıl almaz bir gerçek ve çok ürkütücü.

Cambridge Analytica için sadece veri bilimi ile ilgilenen ya da yalnızca algoritmalar ile ilgilenen bir şirkettir demek doğru olmaz. Tam donanımlı hizmet veren bir "Propaganda Makinesi" demek daha yerinde olur.

Trump kampanyasını yöneten Cambridge Analytica isim babası ve başkan yardımcısı olan Steve Bannon, aynı zamanda Breitbart editörüydü ve bakın nasıl bir doktrini motto edinerek ilerlediler?
Briebart Doktirini olarak tanımladıkları ve izinden gittikleri ilkelere göre, bir toplumu kökünden değiştirmek istiyorsanız, önce onu parçalamalısınız. Ancak parçaladıktan sonra parçaları bir araya getirip kendi görüşünüze uygun bir toplum yaratabilirsiniz.

Peki bu kültürel savaşta verileri nasıl toplayacaklardı?

Facebook üzerindeki uygulamaları kullanmayı, mesela “Tek Tıkla Kişilik Testi” gibi aksiyonlar ile veri toplamayı keşfettiler. Söz konusu uygulamalar, özel bir izin sayesinde sadece uygulamayı kullanan ya da indiren kullanıcıların verilerini toplamakla kalmıyor, bu kişilerin arkadaş listelerine de erişip arkadaşlarının verilerini de topluyordu. Uygulamayı kullanan birinin arkadaşıysanız, haberiniz olmadan bütün verilerinize ulaşabiliyorlardı. Durum güncellemelerini topluyorlardı, beğenileri, bazen özel mesajları. İnsanları sadece bir seçmen olarak değil, kişi profili olarak hedef almaktaydılar. Birleşik Devletler’in dört bir yanındaki bütün seçmenlerin psikolojik profilini oluşturmak için, sadece birkaç yüz bin kişiye ulaşmaları yeterli oluyordu.

Elbette insanlar verilerin bu şekilde toplandığından habersizdi. Tıpkı tarih boyunca etik dışı yapılan deneylerden bir farkı yoktu, hatta demokratik süreç kılıfına sokularak yapıldığı ve bütün bir ulusun psikolojisi ile oynandığı düşünülürse, daha da korkunçtu. Nihayetinde bir kısım akıllı insanlar şunu sormaya başladı; verilerimizi nereden alıyorlar, nasıl işliyorlar, kimler ile paylaşıyorlar? Ama en korkuncu ise şu:

“Seçim – seçme şansımız var mı?”

İnsanlar propagandaların işe yaradığını kabullenmek istemiyorlar; çünkü kabullenmek, kendi hassasiyetleri ile yüzleşmeleri demek. Aslında mahremiyetten ne kadar da yoksunuz. Yakın zamana kadar önce petrol ve petrol şirketleri her anlamda değerliydi. Günümüzde ise en değerli şey ne petrol, ne altın; bilgi en değerli şey artık. Tüm insanlığın dijital verilerini elinde tutan teknoloji şirketleri ise en büyük ve en zengin şirketler artık.

110 Okunma   21 Beğeni
Bu makale faydalı mıydı?
Osman Yıldırım

Osman Yıldırım

Sr. SEO Expert, Founder at Optimist Hub | Mentor at Visa Innovation Program & Hackquarters | Google Trusted Photographer

Görüşleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önerilen Yazılar